
|
Maliye Bakanı Sayın Kemal UNAKITANın Güncel Ekonomik Gelişmeler ile Ocak-Mayıs 2007
Dönemi Merkezi Yönetim Bütçesi Uygulama Sonuçlarını
Değerlendirmek Üzere Düzenlediği Basın Toplantısına
İlişkin Konuşma Metni |
12 Haziran 2007
![]()

Değerli Basın Mensupları,
Güncel Ekonomik Gelişmeler ile Ocak-Mayıs 2007 dönemine ilişkin Merkezi Yönetim Bütçesi uygulama sonuçlarını değerlendirmek üzere düzenlemiş olduğumuz basın toplantısına hoş geldiniz.
Sözlerime başlarken, sizi ve ekranları başında bulunan vatandaşlarımızı saygı ile selamlıyorum.
Seçim sathı mahalline girildiği bu günlerde, siyasetle oturup siyasetle kalkıldığı bir ortamda ekonomi ve maliye politikaları gündemin geri planında kalmış gibi görünüyor. Biz her zaman şunu söylüyoruz: Milletin birinci gündemi ekonomi olmalıdır. Güçlü ülke güçlü ekonomi ile olur. Bu duygu ve düşünceleri ifade ederek gündemimize geçmek istiyorum.
Değerli basın mensupları,
Hükümetimizin iktidara geldiği Kasım 2002
seçimleri sonrasında uyguladığımız ekonomik ve mali
politikalar neticesinde önemli başarılar elde edilmiştir.
Bilindiği üzere iktidara geldiğimizde
temel makroekonomik hedeflerimizi,
Ĝ Fiyat
istikrarının sağlanması
Ĝ Büyümede
devamlılığın sağlanması
Ĝ Borçların
yapısının iyileştirilmesi
Ĝ Ülke
riskinin düşürülmesi
·
Bütçe açığının
düşürülmesi
·
Mali disipline riayet edilmesi
Ĝ Yapısal
reformların yapılarak başarının kalıcı hale
getirilmesi
Ĝ Doğrudan
yabancı sermaye girişinin artırılması
Ĝ İhracatın
ve ticaret hacminin artırılması
olarak belirledik.
Bu hedefler, iktidarımız döneminde
uyguladığımız ekonomi ve maliye politikalarının
genel çerçevesini oluşturmuştur. Beş yıllık
iktidarımız döneminde geldiğimiz aşama itibariyle bu hedeflerimize
ulaştığımızı memnuniyetle görmekteyiz. Elde
edilen güven ve istikrar ortamı da hedeflere ulaşmakta
olduğumuzun en açık göstergesidir.
Mali alanda uyguladığımız
politikaların merkezine bütçe dengelerinin iyileştirilmesi ve bu
sayede mali disiplinin sağlanmasını yerleştirdik.
Değerli
Basın Mensupları,
Şimdi ülkemizdeki genel ekonomik görünümüne geçmeden
önce Dünya ekonomisindeki son gelişmelere ilişkin birkaç önemli
hususa değinmek istiyorum.

Dünya ekonomisinin genel görünümüne
bakıldığında küresel rekabetin kendini her alanda
gösterdiğini görmekteyiz. Öne çıkan diğer bir olgu da; küresel
fırsat ve risklerin bir arada görüldüğü, bu sebeple ülke olarak
sürekli kendimizi bu gelişmelere karşı hazır tutmamız
gerektiği gerçeğidir.
Dünya güçlü bir büyüme döneminin içerisindedir. Bugün
itibariyle dikkati çeken husus, gelişmiş ülkelerle birlikte,
gelişmekte olan ülke ekonomilerinin de büyüme hızlarının
tahminlerin üzerinde seyretmesidir.
Küresel ekonomik büyümenin etkisiyle üretim tam
kapasiteye yaklaşmıştır. Bu da özellikle hammadde
fiyatlarındaki artışları beraberinde getirmiştir.
Bunun sonucunda oluşan enflasyonist baskıları kontrol
altına almak için Merkez Bankaları sıkı para
politikası uygulamalarına devam etmektedir.
Küreselleşme uluslararası sermaye
akımlarını artırmıştır. Uluslararası
sermaye esas olarak piyasa ekonomisinin işlediği, fiyat
istikrarının sağlandığı, ülke riskinin düşük
olduğu, mali disiplinin tesis edildiği ve özelleştirmenin
gerçekleştirildiği ülkelere doğru yönelmektedir. Bir ülkede,
saydığım bu özellikler yok ise o ülkeye uluslararası
sermaye de gelmemektedir. 2006 yılında gelişmekte olan ülkelere
olan net sermaye akımı 647 milyar dolara ulaşmış; bu
tutarın yaklaşık 45 milyar doları ülkemize gelmiştir. Ülkemizin
uluslararası sermaye akımlarından aldığı
payın artışının arkasında yatan neden, biraz önce
saydığım özelliklere sahip olmamız ve küresel sermayenin
aradığı standartlara ulaşmamızdır.
Değerli
basın mensupları,
Şimdi de ülkemizdeki makroekonomik
gelişmelere ilişkin değerlendirmelerime geçmek istiyorum.
BÜYÜME
Sürdürülebilir büyüme ortamının sağlanması 2003-2006 dönemine damgasını vurmuştur. Türkiye Ekonomisi, tam 20 çeyrek dönemdir kesintisiz büyümektedir.

2001 yılında yüzde 9,5 oranında küçülen ekonomimiz, Hükümetimiz döneminde ortalama yüzde 7,4 oranında büyümüştür. Sürekli büyüme trendi güçlü bir şekilde devam etmektedir. Nitekim, 2002 yılında 181 milyar dolar olan milli gelirimiz bugün 400 milyar dolara ulaşmıştır. Bu da gösteriyor ki Türkiye sürekli büyüme trendini yakalamıştır.

Mili gelir artışında yakalanan ivmeye bağlı olarak, kişi başına milli gelirimiz de hızla artmaktadır. 2002 yılında 2.598 dolar olarak gerçekleşen kişi başına milli gelirimiz, 2006 yılı sonunda 5.500 dolara ulaşmıştır.

2003-2006 döneminde elde edilen istikrarlı büyüme, büyük ölçüde özel sektör yatırımlarına dayanmaktadır. 2002 yılında özel sektör yatırımlarının GSYİH büyümesine katkısı -0,8 puan iken, 2006 yılında 3,9 puana yükselmiştir.

Ekonomimizde yaşanan yüksek büyüme; imalat sanayii kapasite kullanım oranlarındaki artışlar ile sanayi sektöründeki yüksek büyüme oranlarıyla desteklenmektedir.

2002 yılının ilk dört ayında ortalama 96,2 seviyesinde olan sanayi üretim endeksi, 2007 yılının ilk dört ayında ortalama 135,5 düzeyine yükselmiştir. 2002 yılının ilk dört ayında ortalama yüzde 73,5 olan imalat sanayinde kapasite kullanım oranı ise bu yılın ilk dört ayında ortalama yüzde 80,6 olarak gerçekleşmiştir.

Kapasite kullanımı ve sanayi üretimine ilişkin 2007 yılı verileri de ekonomik büyümenin bu yıl da devam edeceğini göstermektedir.

Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre, 2002 yılında 31 bin şirket açılmışken, bu sayı 2003 yılında 32 bin, 2004te 41 bin, 2005te 47 bin, 2006da ise 53 bin olarak gerçekleşmiştir. Bu yılın ilk 4 ayında ise açılan şirket sayısı 20 bini aşmıştır. Bu da reel sektördeki canlılığın ve ekonomiye olan güvenin somut bir göstergesidir.
FİYAT İSTİKRARI

Sürekli büyüme ortamı ile birlikte enflasyonda tarihi
düşüşlerin yaşanması ve hayal olarak görülen tek haneli
enflasyon rakamlarına ulaşılması, ekonomimizde elde edilen
başarılı sonuçların en çarpıcı örneğidir.
Yüksek seyreden enflasyon, uzun yıllardır ekonomimizde telafisi
güç bozulmalara yol açmıştır. İktidarımız
döneminde enflasyonun büyüme sürecini engellemeden tek haneli seviyelere düşürülmesi
en büyük kazanımımızdır. Artık Türkiye yüksek
büyüme-düşük enflasyon ortamını sağlamayı
başarabilmiştir.
Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıl enflasyon yüzde 9,65 olarak gerçekleşerek tek haneli seviyesini korumuştur. Mayıs ayı itibariyle yıllık enflasyon yüzde 9,23e gerilemiştir. Bu yılın geri kalan döneminde de enflasyon düşmeye devam edecektir.

Ekonomimizdeki büyümenin büyük bir kısmının verimlilik
artışı ile sağlanması bizim dönemimizin en önemli
özelliğidir. Ancak, gerçekleşen istikrarlı büyüme ortamı,
istihdama da olumlu bir şekilde yansımaktadır.

Son dört yıllık dönemde tarım dışı
sektörlerde 2 milyon 400 bin kişilik istihdam artışı
sağlanmıştır. 2002 yılında toplam istihdam 21
milyon 354 bin iken 2006 yılında yaklaşık bir milyon
kişi artarak 22 milyon 330 bine ulaşmıştır. Ekonomimizdeki
yapısal değişime paralel olarak tarım sektöründe istihdam
edilen kişi sayısı azalmakta, verimlilik artmaktadır.
Diğer sektörlerdeki büyümenin olumlu yansıdığı,
sektörel istihdam rakamlarından açık olarak
anlaşılmaktadır.
Daha fazla istihdam sağlamak amacıyla işgücü maliyetlerinin
azaltılması ve yatırım ortamının
iyileştirilmesi doğrultusunda çok yönlü
çalışmalarımız devam etmektedir.
DIŞ
TİCARET

Değerli basın mensupları,
Ekonomimizdeki normalleşme süreci ile beraber dış ticaret hacmimizdeki olağanüstü artış kayda değerdir. 2002 yılında 36 milyar dolar olan ihracatımız 2006 yılında 86 milyar dolara ulaşmıştır. 2007 yılının ilk 5 ayında ise 41 milyar dolarlık ihracat gerçekleşmiştir.
Bu yılsonunda ihracatımız 100 milyar doları aşacaktır. Görüldüğü üzere diğer göstergelerde olduğu gibi ihracatta da tarihi rekorlara imza atıyoruz.

İthalatımızın ekonomik büyümeye paralel olarak arttığı aşikârdır. 2002 yılında 52 milyar dolar olan ithalatımız 2006 yılında 138 milyar dolara ulaşmıştır. Bu yılın ilk dört ayında ise ithalatımız 48 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Toplam enerji ithalat faturamız ise ilk dört ayda 9,3 milyar dolara ulaşmıştır. Petrol ürünleri ile ara ve sermaye malı ithalatındaki artış son yıllarda ithalat artışının en önemli belirleyicisi durumuna gelmiştir.

Dış ticaret açığımızdaki düzelme devam etmektedir. Geçen yılın Kasım ayından itibaren ihracat artış oranları, ithalat artış oranlarının üzerinde seyretmektedir. Bu sayede geçen yılın ilk dört ayındaki ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 60,9 iken bu yılın aynı döneminde yüzde 65,8e yükselmiştir.

Turizm gelirlerimizdeki artış da, cari açığımızın daha düşük seviyelerde gerçekleşmesine yardımcı olmaktadır. Turizm gelirlerimiz, 2007 Ocak-Nisan döneminde geçen yılının aynı dönemine göre yüzde 10 oranında artarak 3,2 milyar dolar düzeyine ulaşmıştır.

Cari işlemler dengesinde son aylarda olumlu gelişmeler görüyoruz. Bunda ise ihracatta ve turizm gelirlerindeki artış eğilimi önemli rol oynadı. Cari açığımız, 2007 Ocak-Nisan döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 oranında azalarak 12,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 2007 Nisan ayı itibariyle yıllık cari açığımız da buna bağlı olarak düşmüştür.
Hükümetimiz ihraç ürünleri içinde yerli katkı payının artırılması, üretim yapımızın rekabetçi bir yapıya kavuşturulması ve yüksek katma değerli ürünlerin ihracat içindeki payının yükseltilmesine özel bir önem vermektedir.

Hepimizin bildiği gibi geçen yıl cari açığın GSMHya oranı yaklaşık yüzde 8 olarak gerçekleşmiştir. Cari açığın yüzde 61lik kısmı, yani 19,2 milyar doları doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile finanse edilmiştir. Büyük bir kısmı özel sektör tarafından sağlanan uzun vadeli krediler ise net 26,9 milyar dolardır. Gördüğünüz gibi cari açığın finansman kalitesi artmaktadır. Cari açık finansmanında, doğrudan yabancı sermaye girişi ile uzun vadeli krediler ön plana çıkmaktadır.
Bu yılın ilk dört ayında cari işlemler dengesi 12,3 milyar dolar açık vermiştir. Bu açığın yüzde 71lik kısmı, yani 8,7 milyar doları doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile finanse edilmiştir. Uzun vadeli kredi kullanımı ise net 10,1 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.
DOĞRUDAN YABANCI SERMAYE

Değerli
basın mensupları,
Az önce belirttiğim gibi ülkemize yabancı sermaye girişinde çok önemli gelişmeler kaydedilmiştir. 2006 yılı Türkiye için uluslararası doğrudan yatırımlar açısından tarihi zirvenin görüldüğü bir yıl olma özelliğini taşımaktadır. 2002 ve öncesi 20 yılda ülkemize giren doğrudan yabancı yatırımların yıllık ortalaması 1 milyar dolar iken, sadece 2006 yılında ülkemize gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımı tutarı 20,1 milyar dolar olmuştur. Bu yılın ilk dört ayında ise 10 milyar dolar düzeyinde doğrudan yabancı sermaye girişi gerçekleşmiştir. Bu bir rekordur.
BORÇ
DİNAMİKLERİ
Hükümetimiz
döneminde bütçe performansında kaydedilen başarı, borç
dinamiklerimizin de hızla iyileşmesini sağladı. Faiz
oranlarındaki düşüş, mali piyasalarımızda istikrar
ortamının sağlanmasına imkan tanıdı. Azalan borç
yükü, ekonomimizin iç ve dış şoklara karşı direncini
artırmaya yardımcı olurken, özel yatırımların önünü
de açtı.

Kamu kesimi net
borç alıcısı durumundan tasarruf eden ve net borç ödeyen bir
konuma gelmiştir. Kamu net borç stokunun GSMHye oranı yıllar
itibariyle giderek azalmış ve nihayet, 2006 yılında yüzde
44,8e kadar gerilemiştir.

Dövize
bağlı borçların GSMHye oranı da yine aynı
şekilde azalmaya devam etmektedir. 2002 yılında yüzde 45 olan bu
oran, 2006 sonu itibariyle yüzde 8,5e gerilemiştir.

2002
yılında kamu kesimi borçlanma gereğinin GSYİHya oranı
yüzde 12,7 iken, bu oran 2006 yılında eksi yüzde 3e
düşürülmüştür. Kamu kesimi borçlanma gereğinin eksiye
düşmesi, ülkemizde borçların ilk defa nominal olarak düşmeye
başladığını göstermektedir.
Ayrıca
eskiye kıyasla daha düşük faiz oranlarıyla borçlanılması
ve borçlanmanın vade yapısının iyileşmesi ekonomideki
iyileşmenin en önemli göstergelerinden birisi olmuştur. Düşen
faiz oranları ve uzayan vadeyle birlikte borç çevirmede de rahatlama
sağlanmıştır.
Değerli basın mensupları,
Ekonomimiz ile ilgili gelişmeleri sizlerle paylaştıktan sonra şimdi de Ocak-Mayıs 2007 dönemine ilişkin Merkezi Yönetim Bütçesi uygulama sonuçlarını açıklamak istiyorum.
A. MAYIS 2007 BÜTÇE
UYGULAMA SONUÇLARI
Merkezi yönetim bütçe uygulama sonuçlarına
ilişkin olarak, öncelikle Mayıs 2007 dönemi sonuçlarıyla ilgili
bilgi vereceğim.

2007 yılı Mayıs ayı bütçe uygulama
sonuçları, program hedeflerimizle uyumlu bir şekilde
gerçekleşmiştir.
Öncelikle, Mayıs ayında 2 milyar 36 milyon
YTL bütçe fazlası verilmiştir. Faiz dışı fazlada ise 6
milyar 654 milyon YTLye ulaşılmıştır.
Mayıs 2007de;
Ĝ Merkezi yönetim bütçe giderleri 17 milyar 689 milyon,
Ĝ Faiz hariç bütçe giderleri 13 milyar 71 milyon,
Ĝ Merkezi yönetim bütçe gelirleri 19 milyar 725 milyon,
Ĝ Vergi gelirleri 15
milyar 423milyon,
Ĝ Bütçe fazlası 2
milyar 36 milyon,
Ĝ Faiz dışı fazla 6 milyar 654 milyon
YTL olmuştur.

17 milyar 689
milyon YTL olarak gerçekleşen bütçe giderleri içinde
Ĝ Personel giderleri 3
milyar 575 milyon,
Ĝ Sosyal güvenlik kurumlarına
devlet
primi ödemeleri 445 milyon,
Ĝ Mal ve hizmet alımları 1 milyar 678 milyon,
Ĝ Faiz giderleri 4
milyar 618 milyon,
Ĝ Cari transferler 5
milyar 742 milyon,
Ĝ Sermaye giderleri 859
milyon,
Ĝ Sermaye transferleri 522
milyon,
Ĝ Borç verme 248
milyon,
YTL olarak gerçekleşmiştir.

Mayıs 2007 döneminde 19 milyar 725 milyon YTL
olarak gerçekleşen merkezi yönetim bütçe gelirlerinin;
Ĝ
15 milyar 423 milyon
YTLs Vergi gelirlerinden,
Ĝ 2 milyar 117 milyon YTLsi Teşebbüs ve mülkiyet gelirlerinden ,
Ĝ 21 milyon YTLsi Sermaye
gelirlerinden,
Ĝ 1 milyar 542 milyon YTLsi Diğer gelirlerden,
Ĝ 29 milyon YTLsi Özel
gelirler ve alınan bağış
ve yardımlardan,
Ĝ 428 milyon YTLsi Özel
bütçeli idarelerin öz gelirlerinden,
Ĝ 165 milyon YTLsi Düzenleyici
ve denetleyici kurumların gelirlerinden,
oluşmaktadır.
Mayıs ayında vergi gelirleri tahsilatı hedeflerimize
paralel olarak gerçekleşmiştir. Geçen yılın Mayıs
ayında 14 milyar 8 milyon YTL olan vergi gelirleri tahsilatı, bu
yılın Mayıs ayında 15 milyar 423 milyon YTL olmuştur.
B. OCAK- MAYIS 2007 BÜTÇE UYGULAMA SONUÇLARI
A. MERKEZİ
YÖNETİM BÜTÇE DENGESİ

Şimdi de Ocak-Mayıs 2007 dönemi bütçe
sonuçlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ocak-Mayıs 2007 döneminde;
Ĝ Merkezi yönetim bütçe giderleri 83 milyar 493 milyon,
Ĝ Faiz hariç bütçe giderleri 59 milyar 828 milyon,
Ĝ Merkezi yönetim bütçe gelirleri 80 milyar 150 milyon,
Ĝ Bütçe açığı 3 milyar 344 milyon,
Ĝ Faiz dışı fazla 20 milyar 321 milyon,
YTL
olarak gerçekleşmiştir.
Geçen yıl bütçe giderlerinin yüzde 39,1i
Ocak-Mayıs döneminde yapılmış iken, bu yılın
aynı döneminde bütçe ödeneklerinin yüzde 40,7si kullanılmıştır.
Geçen yıl bütçe gelirlerinin yüzde 40,2si
Ocak-Mayıs döneminde gerçekleşmiş iken, bu yılın
aynı döneminde bütçe gelirlerinin yüzde 42,6sı tahsil
edilmiştir.
Yılsonu bütçe açığı hedefinin
yüzde 19,9u, faiz dışı fazla hedefinin ise yüzde 56,3ü bu
dönemde elde edilmiştir.
B. MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GİDERLERİ

Ocak-Mayıs 2007 dönemi bütçe giderleri içinde;
Ĝ Personel giderleri 18 milyar 388 milyon,
Ĝ Sosyal güvenlik kurumlarına
devlet
primi ödemeleri 2 milyar 291 milyon,
Ĝ Mal ve hizmet alımları 7 milyar 21 milyon,
Ĝ Faiz giderleri 23
milyar 665 milyon,
Ĝ Cari transferler 26 milyar 351 milyon,
Ĝ Sermaye giderleri 3
milyar 193 milyon,
Ĝ Sermaye transferleri 1
milyar 237 milyon,
Ĝ Borç verme 1
milyar 346 milyon,
YTLdir.
Önemli alt düzey harcama kalemlerinden;
Ĝ Sağlık giderleri 2 milyar 795 milyon,
Ĝ Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan
transferler 13
milyar 582 milyon,
Ĝ Tarımsal destekleme ödemeleri 3
milyar 744 milyon,
Ĝ Mahalli idare ve fon payları 6 milyar 165 milyon,
Ĝ KİT sermaye desteği ödemeleri 699
milyon,
Ĝ İç borç faiz ödemeleri 19 milyar 834 milyon,
Ĝ Dış borç faiz ödemeleri 3 milyar 182 milyon,
YTL
olarak gerçekleşmiştir.
C. MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GELİRLERİ

Değerli Basın Mensupları,
Ocak-Mayıs 2007 döneminde 80 milyar 150 milyon
YTL olarak gerçekleşen merkezi yönetim bütçe gelirlerinin;
Ĝ 59 milyar 224 milyon YTLsi Vergi
gelirlerinden,
Ĝ 5 milyar 232 milyon YTLsi Teşebbüs ve mülkiyet gelirlerinden ,
Ĝ 5 milyar 937 milyon YTLsi Sermaye gelirlerinden,
Ĝ 7 milyar 323 milyon YTLsi Diğer gelirlerden,
Ĝ 248 milyon YTLsi Özel
gelirler ve alınan bağış ve yardımlardan,
Ĝ 1 milyar 352 milyon YTLsi Özel bütçeli idarelerin öz gelirlerinden,
Ĝ 835 milyon YTLsi Düzenleyici
ve denetleyici kurumların
gelirlerinden,
oluşmaktadır.
Vergi gelirlerimiz Ocak-Mayıs döneminde
hedeflerimize paralel olarak gerçekleşmiştir.
Vergi gelirlerindeki artışın,
geçen dönemlerde yapılmış olan vergi indirimlerine rağmen
devam ediyor olması da dikkate değer bir gelişmedir.
Vergi gelir performansının aynı
şekilde sürdürülmesi ve kayıt dışı ekonomi ile
mücadele amacıyla gerekli tedbirler alınmaya devam edilmektedir.
Bu arada KDV hasılatına ilişkin
yapılan bir kısım eleştiriye ilişkin görüşlerimi
de açıklamak istiyorum. Bilindiği üzere bazıları KDV
hasılatının ücretlilere vergi iadesi uygulamasının
kalkması nedeniyle azaldığını ileri sürmektedir. Oysa,
bu durum gerçeği yansıtmamaktadır.
Mayıs sonuçları durumun bu
şekilde olmadığını daha net ortaya koymuştur. Zira
bu yılın Ocak-Mayıs döneminde iadeden önceki KDV tahakkuku
%14,7, iade öncesi KDV tahsilatı
ise % 13,9 oranında artmıştır.
Bu durum KDV gelirlerimiz ile ücretlilere vergi
iadesi uygulamasının kalkması arasında bir bağlantının
bulunmadığını göstermektedir. Burada bir kez daha
vurgulamak istiyorum ki; belge alıp vermek vergi iadesi
uygulamasından bağımsız olarak vatandaş olmanın
bir gereğidir ve vatandaş olarak ödenen verginin makbuzudur. Bu
nedenle tüm vatandaşlarımızın yaptıkları
alışverişte belge almaya hassasiyet göstermelerini bekliyoruz.
Ayrıca ihracatta KDV iadesi bu
yılın ocak-mayıs ayında %36,8 oranında
artmıştır. Bu artış bu dönemdeki önemli ihracat
artışlarından kaynaklanmaktadır
Değerli Basın Mensupları,
Uygulamakta olduğumuz bütçe
politikasında her zaman ifade ettiğim husus yılsonu bütçe
hedefinin sağlanmasıdır. Bundan önceki tüm basın
toplantılarında bu hususa özel bir vurgu yaptım. Aylık
gerçekleşmelerin çok iyi olduğu dönemlerde bile önemli olanın
yılsonu hedefimizi yakalamak olduğunu özellikle vurguladım. Bu
açıdan bütçemizin hem gelir hem de gider tarafına ilişkin
gerçekleşmelerin bu perspektiften okunması ve değerlendirilmesi
gerektiğini düşünüyorum. Yılın başında
açıkladığımız gider, gelir, bütçe açığı
ve faiz dışı fazla hedefleri hepinizin malumudur. İlk
beş aylık gerçekleşmelerin de bu
açıkladığımız rakamlara bakarak değerlendirilmesi
gerekir. Bu açıdan baktığımızda tüm
gerçekleşmeler hedeflerimizle uyumludur.
Bütçe performansının sürdürülebilirliği açısından
kamu mali yönetim sisteminde alınan yapısal tedbirlerin etkili bir
şekilde uygulanması için gerekli çalışmalar
sürdürülmektedir.
Kamu kaynaklarının etkin ve verimli
bir şekilde kullanılmasını sağlamak üzere, kamu
kurumları tarafından yapılan başta sağlık
harcamaları ve yeşil kart harcamaları olmak üzere her türlü
harcamalar yakından izlenerek gerekli tedbirler
alınmaktadır.
Bakanlığımız, önceki yıllar bütçe
uygulamalarında olduğu gibi 2007 yılı bütçesini de
hükümetimizin ekonomi ve kamu maliyesi politikalarına uygun olarak tam bir
kararlılık ve mali disiplin anlayışı içinde uygulamaya
devam etmektedir.
Seçimlere az bir zaman kala sergilediğimiz bütçe performansı
hükümetimizin mali disipline verdiği önemi ve
ayrıcalığı göstermektedir. Sene başından beri
izlemekte olduğumuz harcama programına harfiyen uyuyoruz.
Yılsonu hedeflerine ulaşacağımız konusunda hiçbir
şüphemiz yoktur.
Genel seçimlerin bütçe hedeflerinde herhangi bir sapmaya yol
açmasına müsaade edilmeyecek ve belirlenen hedeflere
ulaşılması için gerektiğinde her türlü tedbirin
alınmasından kaçınılmayacaktır. Uygulanan bütçe
politikası, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ekonomik ve mali
istikrarın sürdürülmesinde en önemli araç olmaya devam edecektir.
Değerli basın
mensupları,
Bütçe uygulama sonuçlarına ilişkin
açıklamalarımızdan sonra, Hazine
taşınmazlarının ekonomiye kazandırılması ve
çarpık kentleşmenin önlenmesi noktasında yapmakta olduğumuz
çalışmalar hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum.

Ĝ
2006 yılında, 5084
sayılı Yatırımların ve İstihdamın
Teşviki Kanunu uyarınca, 6 milyon 300 bin m² yüzölçümlü gayrimenkul
bedelsiz olarak yatırımcılara devredilmiştir. Devredilen bu
yerler üzerinde 1 milyar 505 milyon YTL tutarında yatırım
yapılarak 8 bin 671 kişiye iş imkanı
sağlanacaktır.
Ĝ
2007 yılının ilk
beş ayında ise 5084 sayılı Kanuna göre, 1 milyon 500 bin m²
yüzölçümlü taşınmaz bedelsiz olarak devredilmiştir. Devredilen
bu yerler üzerinde 337 milyon YTL tutarında yatırım
yapılarak 4 bin 212 kişiye iş imkanı
sağlanacaktır.

Ĝ
Çarpık kentleşme ve konut
sorununun çözümü amacıyla, 2006 yılında, Toplu Konut
İdaresi Başkanlığına 1 milyar 227 milyon YTL
değerinde 40,3 milyon m² yüzölçümlü gayrimenkul bedelsiz
devredilmiştir.
Ĝ
2007 yılının ilk
beş ayında ise Toplu Konut İdaresi
Başkanlığına 295 milyon YTL değerinde 14 milyon m²
yüzölçümlü gayrimenkul, bedelsiz devredilmiştir.
Değerli basın
mensupları,
Konuşmamın
son bölümünde, sizlere hazırlamış olduğumuz ve biraz sonra
dağıtılacak olan Maliye Bakanlığının
2008-2012 yıllarını kapsayan Stratejik Planından bahsetmek
istiyorum.
Gelişmiş
ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de kamu idarelerinin faaliyetlerini belirli
bir stratejik plan dâhilinde yerine getirmeleri giderek önem
kazanmaktadır.
Reform
niteliğinde olan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol
Kanunu da bunu öngörmektedir. Bu kapsamda ekonomik ve sosyal hedeflere
ulaşmak amacıyla iyi yönetişim ilkelerini gözeterek maliye
politikalarının hazırlanmasına katkı sağlayan
Bakanlığımda, Stratejik Planlama çalışmalarına
geçen yılın Temmuz ayında başlanmıştır.
Bu
süreçte Bakanlığımız personelinin özverili
çalışmalarıyla düzenlenen eğitim ve toplantılar sonucunda
Maliye Bakanlığı 2008-2012 Stratejik Planı
hazırlanmıştır. Bu Plan, önümüzdeki dönem uygulanacak
maliye politikalarına da esas teşkil edecektir. Bu Plan, aynı
zamanda Türkiyede hazırlanan ilk Bakanlık Stratejik
Planıdır.

Bu
amaç ve hedeflerin ülkemizi ve Bakanlığımı arzu edilen
geleceğe taşıması adına, bu Planın
hazırlanmasında emeği geçen:
Strateji
Geliştirme Kuruluna,
Stratejik
Planlama Yönlendirme Komitesine
Çalışma
Grubu ile Proje Ekibine
teşekkür
ederim.
Bu
arada Bakanlığımız 2006 Yılı Faaliyet Raporu da
5018 sayılı Kanun gereğince hazırlanarak yayımlanmış
bulunmaktadır. Biraz sonra dağıtılacak olan Maliye
Bakanlığı Faaliyet Raporunun yürüttüğümüz faaliyetler
hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi konusunda yararlı
olmasını içtenlikle diliyorum.
